Mehmet KÖKREK “Yeniçeriler – Osmanlı”

Ağu 25, 2015 Yazan

Osmanlı ordusunun daimî ve hazineden ulûfe (resmî kayıtlarda mevâcib olarak da geçmektedir) alan askerî zümresinin en mühîmi olan Yeniçerî Ocaklarının ihdâs ediliş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. I. Murâd devrinde vezîr-i azâmlık pâyesini derûhte eden Çandarlı Halîl Paşa tarafından yürürlüğe geçirilen devşirme sistemi ve nîhâyetinde oluşturulan Pençlik Ocaklarının ihdâsı, Yeniçerîliğin başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Arşivlerde ve bazı özel kütüphanelerde muhâfâza edilen “Kavânîn-i Yeniçerîyân” yazmalarının kahir ekserîyetinde, ocağın ihdâs tarihi 1362 olarak beyân edilmektedir ki eğer bu tarihlendirme doğru ise ocağın ihdâsı Çandarlı Halil Paşa’nın vezîr-i azâmlığından iki sene once gerçekleşmiş olmalıdır. –Harvard Üniversitesi tarih bölümü hocalarından Prof. Kafadar, ihdâs tarihi olarak 1370 tarihini önermektedirSavaşlarda ele geçirilen ganîmetlerin beşte biri, İslâm Hukukuna göre devletin malı sayılmaktadır. Bu kâîde mûcîbince devletin payına düşen beşte birlik kısım devletin asker açığını kapamak ve dâîmi bir ordu oluşturmak için kullanı- larak, beşte bir meâlindeki Pençlik Ocakları ihdâs edildi. Bu ocaklara kaydı yapılan devşirmeler yeniçeri olarak isimlendirildi ve ulufeleri, I. Murâd tarafından iki akçe olarak belirlendi. Savaş tekniklerinden bîhâber olan bu yeniçerîlerin belirli ta’lîm ve terbiyeye tabi tutulması gerektiği anlaşıldıktan bu sistem bir takım değişikliklere uğradı. Bu değişikliklere göre devşirmelerin, yeniçeri ocaklarına kaydı yapılmadan evvel Gelibolu’da ki kampa alınıp burada ta’lîm ve terbîye görmeleri şart koşuldu. Beş ila on yıl arasında değişen süre zarfında Ocağa girmeye hak kazanan müstakbel yeniçerîler bu süre zarfında Acemioğlanları olarak anılırdılar. Acemioğlanları ile yeniçerîleri ayırmak için, I. Murâd Acemioğlanlarının kırmızı elbise ve sarı külâh giymelerini emîr buyurdu. Veliyüddîn Efendi Kütüphanesi’nde bulunan ve 1973 envanter numarasına mâlîk, Kâvânîn-i Yeniçerîyân isimli yazmada, sarı külâh ve kırmızı elbîsenin I.Murâd tarafından görülen bir rüyâya binaen içtihât edildiği beyân edilmektedir. İlk senelerin aksine daha sonraki senelerde gâyr-i müslim tebaada da devşirme sisteminin îcrâ edilmesiyle birlikte devşirilen çocukların veya delikanlıların bu külâh ve giysileri, köylerinden ayrılmadan giymeleri zorunlu hâle getirildi. Acemioğlanlarının yeniçerî ocaklarına kabul edilmeleri kapıya çıkmak deyimi ile ifâde edilirdi. Yeniçerî ocakları farklı hizmet ve görevleri üstlenen 101 cemaat ve 61 bölükten oluşmaktaydı. Ocağa çıkacak yeniçerilerin sayısı yeniçerî ağalarının padişaha sundukları raporlar sonucu padişâh tarafından belirlenirdi. Ocağa çıkan yani acemîlik devri hîtâma erip artık tam bir yeniçerî olan devşirmelere Sofa Tezkeresi denilen bir çeşit diploma verilirdi. Bu tezkerelerde yeniçerînin kabûl edildiği bölüğün bölük başısının -veya cemaâtin cemaâtbaşısının- ve yeniçerî ağasının imzası bulunurdur. Bu tezkerelerin bir kısmı günümüze kadar ulaşmıştır. Örneğin 19. Bölüğe kabûl edilen Muhammed Ataûllah Bey bin Abdurrahman Bey’in mîlâdî 17 Kasım 1925 tarihli tezkeresinin metni şu şekildedir: Mü’mîniz kâlû belâdan beri Hakkın birliğine eyledik ikrâr Bu yola vermişiz seri Nebîmiz Ahmed-i Muhtâr Ezelden beri mestâneleriz nûr-î ilahîde pervâneleriz Bu cîhânda bir bölük dîvâneleriz Sayılmayız parmakla tükenmeyiz kırmakla Taşramızdan sormakla kimse bilmez ahvâlimiz On iki imâm on iki tarîk Cümlesine didik belî Üçler yediler kırklar nûr-i Nebî Keremallâhû Ali Pîrimiz Hünkâr Hacı Bektâş-ı Velî 1034 senesi cennet mekan Fîrdevs-î âşîyân kânûn sâhîb-î el-Gâzi Sûltân Süleymân Hâzretlerinin kurduğu nîzâm-ı müstâhsene üzerine 19.Bölüğün çorbacısı ağanın izniyle aşçı usta ve odacıbaşı ağa ve cümle ihtiyârların mâ’rifetiyle Muhammed Âtaûllâh Efendi bin Abdurrahman Bey yoldaşlığa tâ’lîb ve râgıp olup ismi yol defterine kâyd ve soframıza yağ- murluk vâz’ olunub ye’dinde iş bu sofâ tezkeresi î’tâ olundu hîyn-i hâcette îbrâz oluna Fi 5 saferu’l hayr sene 1034

Yazarlar