Prof. Dr. Timur KOCAOĞLU “Neden Çok Geç Başladı?”

Eyl 01, 2015 Yazan

 “Türkiye’de Türk Dünyası ile İlgili Araştırmalar   Neden Çok Geç Başladı?

 

Maalesef hâlâ Türkiye’de Orta Asya konusunda aceleyle, derinleme-

sine incelemedensadece oradaki liderleri öven kitapla yayımlanıyor. Doğru dürüst Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Tacikistan ve Azerbaycan’ın bu günkü siyasi durumunu derinlemesine inceleyen ve eleştirel bakış getiren yayımlar yok!

Nihat Tarlan’ın gözetiminde Çağatay Türk şiirinin 16. yüzyıl temsilcilerinden

Şeybani Han Divanını mezuniyet tezi olarak hazırlıyordum (1969) İstanbul

Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nün Eski Türk

Edebiyatı Kürsüsünde…

tasavvufun izleri konusunda o sırada Sovyetler Birliği içinde yer alan Özbekis-
tan Sovyet Cumhuriyeti’nde yayımlanan “Şark Yulduzı” (Doğu Yıldızı) adlı ay-
lık edebiyat dergisinde 1967 yılında bir yazı yayımlandığını Almanca bir kay-
nakta verilen atıftan (göndermeden) öğrenince, o dergi sayısını görmek istedim

ve yaptığım araştırma sonunda bu derginin Ankara’daki Milli Kütüphane’de

bulunduğunu öğrendim. Hemen gece yarısı kalkan bir otobüse atlayarak sa-
bah erkenden Ankara’ya vardım ve soluğu Milli Kütüphane’de aldım. Gerçek-
ten kütüphane kart kataloğunda bu derginin var olduğunu öğrendim ve dergi

sıra numarasını kütüphane memuruna vererek şu yıl, şu sayı nolu dergiyi rica

ettim. Aradan yarım saat geçtikten sonra memur yanıma gelerek istediğim

sayının kütüphanede olduğunu, ancak onu okumamın mümkün olmadığını

söyledi. «Neden?» diye sorunca, memur bana «O dergiler Komünist SSCB›den

geliyor, üstlerine kırmızı YASAK damgası basılmış, bu yüzden onlar raftan alıp

getirilemez!» dedi.

Savaş içinde olduğunu, Türkiye’de de her gün sokaklarda üniversitelerde sağ-sol

çatışması olduğunu, insanların öldüğünü biliyordum, ancak benim 15. yüzyıl

şairi Alişir Nevayi’de Nakşıbendilik konusunun komünizmle hiç ilgisi olmadığı

için bunu kabullenemezdim. Memura İstanbul Üniversitesi’nden geldiğimi ve

bilimsel araştırmam için bu dergiyi muhakkak görmem gerektiğini, bu yüzden

kütüphane müdürünü göreceğimi söyleyerek onun odasının nerede olduğunu

sordum. O bana gülerek “Müdüre Hanım da bir şey yapamaz bu konuda, bu,

Türkiye Bakanlar Kurulu kararı, MİT buna izin vermez!» dedi.

Müjgân Cunbur’un odasına tıklayarak girdim, kendimi tanıttım ve Şark Yuldu-
zı dergisini görmek istediğimi söyledim. Müjgân Hanım önce bunun mümkün

olmadığını söyledi, ancak “Efendim ben Ali Nihat Hocanın tez öğrencisiyim!”

deyince, Müjgân Hanım “Ali Nihat Hoca denince akarsular bile durur!” dedi ve

“o dergiyi okuma salonuna çıkaramayız, ancak onu kendim için benim odama

getiririz, sen de onu şu yandaki masada okursun, not alabilirsin…” dedi. Ger-

çekten 5 dakika içinde dergi müdürün odasına geldi, ben o Özbekçe derginin

sayfalarını sanki bir altın sandığı açar gibi açarak, 4 sayfalık o yazıyı başından

sonuna kadar defterime yazdım. Müjgân Hanıma teşekkür ettim, o da Ali Ni-
hat Hocaya selam söylememi istedi…

çok iyi açıklamaktadır, Türk Dünyası araştırmaları ve özellikle Türkiye dışında

SSCB içindeki Türklerin dili ve edebiyatını öğrenmek neden Türkiye’de çok

daha geç, ancak 1980’lerden sonra ve asıl 1991’den itibaren başladığını…

Ve İşin Korkunç Öbür Yüzü

Ben henüz Türkoloji 3. sınıfındayken Eylül 1968’de

ABD’deki Columbia Üniversitesi profesörü Edward All-
worth adlı bir Amerikalıdan babam adına yazılmış bir mek-
tup geliyor. Babam ise 2 ay önce 28 Temmuz 1968’de vefat

etmiş. Amerikalı profesör babama yazdığı mektupta Tür-
kistan ve Buhara siyasi tarihiyle ilgili 7 soru soruyor. Mek-
tup Türkçe yazılmış, ben hemen o mektuba Türkçe yanıt

yazarak, babamın 2 ay önce vefat ettiğini, bu yüzden o 7 so-
rudan ancak 2 tanesini açıklayabileceğimi yazarak o 2 soru-
ya kendi kafama göre yanıt veriyorum. Aradan 1 ay geçince

Amerikalı bilginden bana hitaben bir teşekkür mektubu ge-
liyor. Sonra Edward Hocayla 2-4 ayda bir mektuplaşıyoruz

ve onun istediği bazı kaynakları zengin Türkiyat Enstitüsü

kütüphanesinden bularak onun mikrofilmini çekerek gön-
deriyorum (henüz fotokopi makineleri Türkiyat’ta yoktu).

Bu mektuplaşmalarından birinde Edward Hoca benim

master ve doktora yapmayı düşünüp düşünmediğimi so-
runca, ben Orta Asya Türk edebiyatı konusunda çalışmak

istediğimi, ama maalesef Türkiye’deki Türkoloji bölümle-
rinde modern Orta Asya Türk edebiyatlarının henüz öğ-

retilmediğini yazdım. Ve bir gün benim hayatımın dönüm

noktası olacak bir mektup geliyor Edward Hoca’dan 1970

yılında, ben henüz mezuniyet tezimi yazarken: “Timur eğer

bizim Columbia Üniversitesi’nde Orta Asya edebiyatı üze-
rine master yapmak istersen, ben sana burs temin ederim!”

İşte bu mektuptan 2 yıl sonra karlı ve soğuk bir Ocak

1972 gününde İstanbul’dan ayrılarak önce Almanya›ya,

oradan da uçakla New York›a varınca (yol paramı da o

sırada Yapı Kredi Bankası Genel Müdürü olan merhum

Kâzım Taşkent bankadan temin ettiği 2 bin TL’lik burs çe-
kiyle ve cebimde kalan sadece 100 dolarla), ilk günü Prof.

Edward Allworth’u üniversite odasında ziyaret ediyorum,

öğlen yemeğinden sonra beni doğru üniversite kütüphane-
sine götürüyor ve işte orada gözlerim fal taşı gibi açılıyor:

Kütüphanenin halı saha futbol alanı kadar özel bir sa-
lonu sadece Sovyetler Birliği’nde en az 26 dilde yayımlanan

kitaplar ve dergilere ayrılmış! Ve salonun bir duvarında 10-

15 sıralı kitaplıklarda bütün Türk lehçelerinde yayımlanmış

şiir, hikâye, roman, politika, tarih kitapları ve günlük ga-
zeteler, edebiyat dergileri yığınlar halinde ama muntazam

sıralanmış. Tam bir şok geçiriyorum, artık Columbia Üni-
versitesindeki master ve sonra doktora yıllarımda bu kü-

tüphane (sabah saat 07’den gece yarısı 01.00’e kadar açık)

benim ikinci yurt odam oluyor (zaten kaldığım erkekler

yurdu da hemen kütüphanenin bitişiğindeydi).

İşte bu iki tablo: Biri Şark Yulduzı adlı Özbekçe bir ede-
biyat dergisinin bir sayısını görebilmem için bir kütüphane

müdürünün ve Ali Nihat Tarlan gibi Türkiye’nin en tanın-
mış bir bilim adamının saygısı gerekirken, elin Amerika’sın-
daki kütüphanede toplanmakta olan Türk lehçelerindeki

on binlerce kitap, dergi, mikrofilm arşivi öğrenci, öğretim

üyeleri için sebil açıktı.

Prof. Dr. Timur KOCAOĞLU – Michigan State University, Michigan/

Yazarlar