Abdullah AYATA.. Romanlarıyla ses getiren kalem…

Şub 28, 2016 Yazan

Romanlarıyla ses getiren kalem…

Abdullah AYATA Yeni Ufuklar Türk Kültürüne Hizmet Ödülleri 2015’e layık görülen isim oldu.

DSCF1501

Abdullah Ayata’nın romanları: Anılarda Son Ermeni (2004), Kartallar Kafese Sığmaz (2006), Horkut ( 2008), Keşke O Deli Ben Olsaydım (2009), Küçük Dağların Gölgeleri (2013), Muhbir Mehmet (2015), Toros’un Cinleri (2015). Ayata’nın yayımlanmayı bekleyen kitapları da bulunmaktadır.

Ayata, 2004 yılında yayımlanan Anılarda Son Ermeni adlı ilk kitabı ile büyük bir çıkış yakalamış, ona 2006 yılında Türkiye Yazarlar Birliği tarafından “Yılın Romancısı” ödülünü kazandırmıştır. Türk okuyucusu tarafından çok beğenilen bu eserin neredeyse her yıl yeni baskıları yapılmış, tiyatroya aktarılmış ve oynanmıştır. Bu kitabın sinemaya aktarılması çok istenilmişse de maalesef kısmet olmamıştır. Yazar, bu kitabın etkisiyle olsa gerek, daha sonra yayımlanan eserlerinde de “Anılarda Son Ermeni Kitabının Yazarı” olarak takdim edilmiştir. İlk eserde yakalanan büyük başarıyı sonraki eserlerde de devam ettiren Ayata, yalnız Kayseri’nin değil, bütün Türkiye’nin beğenerek okuduğu önemli yazarlarımız arasına girmiştir.

Ayata “Anılarda Son Ermeni” adlı kitabını niçin yazdığını bir söyleşide şöyle anlatıyor: “Ben tepki olarak yazmaya başladım. İki kitaba tepki olarak… Birinci olarak ‘Harry Potter’ kitap serisine karşı yazmaya başladım. Bu kitapta Yunan mitolojisi bize sunuluyor. Ben bunun Türk versiyonunu sunmak için yazmaya başladım. Bunun için de yazdığım roman beklemede. Vakti geldiğinde onu da basıp yayınlayacağız. İkinci olarak Erciyes Üniversitene gelen bir kitap üzerine yazdım. Ermeni olaylarını anlatan bir kitaptı.” Anılarda Son Ermeni kitabının tanıtımı şöyle yapılmaktadır: Abdullah Ayata’nın Son Ermeni adını taşıyan romanı Türkiye’nin yakın tarihine farklı bir açıdan yaklaşıyor; dilleri ve dinleri ayrı olan iki milleti ‘sevgi-saygı’ çemberinde buluşturan Ayata’nın romanı, ‘anı’ kurgusundan dolayı ‘Kurtuluş Savaşı’nın tanığı olma özelliğine de sahip. Son Ermeni; Gazer Efendi, İbiş Hoca ve köy halkının dramatik yaşamlarını konu alır. Dönem, Osmanlı’nın son yıllarıdır. Roman, dinleri ayrı olan iki insanın birbirlerine duydukları aşkın öyküsü ile başlar. İbiş Hoca’nın köylüsü olan genç Veli ile Hristiyan olan güzel Horimsi dinlerin ayrıcalığını dinlemezler. İki gencin aşkı, bir zamanlar aralarından su sızmayan iki halkı -Ermeniler ile Türkleri- karşı karşıya getirse de İbiş Hoca’nın tutumu ve davranışları, her iki tarafı da rahatlatacak, olay iki gencin evlenmesi ile yatışacaktır. Romanın asıl örgüsü ise Gazer Efendi üzerine kuruludur; yıkılmakta olan Osmanlı, uzun yıllar birlikte yaşadığı ayrı tebaalardan halkları kendi can güvenlikleri için uzak diyarlara göndermektedir. Gazer Efendi ve köylüsü de kendi köylerini boşaltmak zorunda kalır. Toplanır ve Beyrut trenine yetişmek için yollara düşerler. Kafilenin yolu İbiş Hoca’nın köyünden de geçer. İki halk, tıpkı eski günlerde olduğu gibi kucaklaşır. Türkler, son Ermenileri ellerinden geldiğince ağırlamaya, gönüllerini hoş tutmaya, onları dostlukla uğurlamaya çalışırlar. Bu arada Gazer Efendi rahatsızlanır. Kafile hastanın iyileşmesini bekler. Ancak Gazer Efendi, bu uzun yolculuğa çıkabilecek durumda değildir. Beyrut trenine yetişmek zorunda olan Ermeni kafilesi, Gazer Efendi’yi göz yaşları içinde İbiş Hoca’nın güvenli ellerine teslim eder. Roman, dinleri, dilleri ve dünya görüşleri ayrı bu iki insanın dostluğu üzerine gelişir. Gazer Efendi, ‘Kurutuluş Savaşı’ yıllarının Son Ermenisi’dir. Bir kış boyunca kendi halkı kadar çok sevdiği İbiş Hoca ve köylüleri ile yaşar.

Abdullah Ayata, Son Ermeni’de, geçmişten günümüze milletimizin sahip olduğu değerleri anlatırken yaşadığımız birtakım sorunları da hoşgörü ile nasıl çözebileceğimizin ip uçlarını veriyor.” Ayata, durmadan okuyan ve araştıran bir tarihçi aynı zamanda. O Türk toplumunun ve özellikle doğup büyüdüğü toprakların insanlarının anılarını topluyor ve romanlarını bunların üzerine kurguluyor. Onun eserlerinde Türk toplum hayatının dününü ve bugününü buluyoruz. Kahramanları içimizden birisi… Bu topraklarda ya geçmişte yaşadılar yahut hâlen yaşamaya devam ediyorlar.

Ayata bir söyleşide yazma amacını şöyle açıklar: “Lise yıllarımdan beri yazıyorum. Yerel gazetelerde ve okul dergilerinde yazmaya başladı. Çok fazla okuyan biriyim. Birçok kitap yazdım. Yazdığım kitaplarda da bir mesaj veriyorum. Bu mesaj ne? diyeceksek olursanız, bu ülkeyi bize kimler nasıl bıraktı, onu göstermek istiyorum. Bugünlerde birlik ve beraberliğe ihtiyacımız var. Kendisini vatanına adamış insanlar bu vatanı bize hangi şartlarda, nasıl bıraktı? Biz onu ne hâle getiriyoruz. Bu mesajı vermek istiyoruz gençlere. Ben şuna inanıyorum. Hiç kimse doğduğunda ailesini, dinini, vatanını seçemiyor. Hep birlikte saygı ve sevgi içinde yaşamalıyız. Türk, Alevi, Çerkez, Laz, Kürt, ne olursa olsun, önemli değil. Zaten kimse bunu seçemiyor. Bu yüzden bu ülkeye hep birlikte sahip çıkmalıyız. Daha doğrusu bir insan ekmeğini yediği toprağa ihanet etmemeli”

abdulklah ayata

Abdullah Ayata,

1958 yılında Kayseri’nin Tomarza ilçesine bağlı Şıhbarak köyünde doğdu. Şıhbarak İlkokulunu ve Tomarza Ortaokulunu bitirdikten sonra Malatya Akçadağ Öğretmen Okulu ve Gazi Üniversitesinde öğrenim gördü. Adıyaman, Erzurum, Giresun illerinde öğretmenlik yaptı. Çalışma hayatını Kayseri’de eğitimci olarak sürdürmektedir. Türk toplumu onu romanlarıyla tanıdı.

 

Haber